T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Akkışla Müftülüğü

12.12.2016

Mevlid Kandili Mesajı

                             MEVLİD KANDİLİ MESAJI

                                                                            T.C.

                                                               KAYSERİ VALİLİĞİ                                                                                                                                            İl Müftülüğü                                         …../12/2016

 

MEVLİD KANDİLİ MESAJI

 

Malum olduğu üzere 11 Aralık 2016 Pazar günü Yüce Allah’ın; “(Ey Muhammed!) seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”(Enbiyâ:21/107), “Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik”(Ahzâp:33/45,46), hitabına mahzar olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) Efendimiz, miladi 571 yılında kameri aylardan Rebiülevvlin 12’inci gününü 13’üncü gününe bağlayan Pazartesi gecesi dünyaya teşrif etmiştir.

Yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan bu kutlu doğum, insanlık tarihinin en önemli olaylardan birisidir. Çünkü onun dünyaya geldiği dönemde, insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür, haksızlık ve zulüm gönülleri karartmış; insanları Allah’a giden yoldan uzaklaştırmıştı. Ferdi ve sosyal ahlak tamamen bozulmuştu. Dünyada insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan huzur, can ve mal güvenliği ortadan kalkmıştı. Dünyanın birçok köşesi kanlı boğuşmalara sahne oluyordu. İnsanlık, bir kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu. Bütün ümitler, Yahudi ve Hristiyan dinlerinin müjdelediği ahir zaman peygamberine yönelmişti. Bu husus Kur’anı-ı Kerim’de şöyle ifade edilmişti: “Hani Meryem oğlu İsa, ‘Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim’ demişti. Fakat (İsa) onlara apaçık mucizeleri getirince, ‘Bu, apaçık bir sihirdir’ dediler.” (Saf 61/6)

Peygamber Efendimiz (s.a.s), böyle bir zamanda dünyaya gelmişti. Bu gecenin sabahı gerçekten de nurlu bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan Sevgili Peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. “İçlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, kendilerini temizleyen, kendilerine kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki onlar önceleri apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Al-i İmran, 3/164)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in tebliğ ettiği ilahi mesajlara ve bu mesajların hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. Çünkü İslam, Resûlullahı’ın şahsında açıklanmış ve hayata geçirilmiştir. Allah Rasûlü, bir taraftan Kur’an’ı tebliği etmiş, bir taraftan onu açıklamış ve uygulamaya koymuş, diğer taraftan da Kur’an’ın değinmediği konularda tamamlayıcı rol üstlenmiştir.

Yüce Allah, kendisini gerçekten sevebilmeyi Resûlü’ne tabi olma şartına bağlamıştır.[Al-i İmran, 3/31] Ona itaat eden kimselerin peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle birlikte olacağını haber verilmiştir. [Nisâ, 4/69] Peygamber Efendimiz, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildiğini bildirmiştir. [Ahmed, II, 381]

Yüce Allah da : “Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır” [Ahz^b, 33/21] buyurarak kurtuluşun, Habibine uymak, onun ahlakını yaşamakla gerçekleşeceğine dikkatlerimizi çekmiştir. Bu ilkeyi hayata geçirmedeki beceri ve başarımız, Müslümanlar olarak imanımızın kalitesini belirleyen etken olacaktır.

Bu gecede camilere gidilmeli, cemaatle namaz kılınmalı, vaaz ve nasihatler dinlenmeli, toplu dualar edilmelidir. Evlerde büyüklerin elleri öpülerek, küçüklere hediye verilerek, yoksul, yetim ve muhtaçlara da yardım edilerek sevindirilmeli, fakir fukara görüp gözetilmelidir.

Yine bu gece namazlar kılınmalı, Kur’an-ı Kerim okunmalı ve günahlara tevbe istiğfar edilmeli, Peygamberimiz (s.a.s.)’e bol salâvatı şerife getirilmeli, kendimiz için, ailemiz için, milletimizin mutluluğu ve devletimizin bekası için dualar edilmelidir.

Mevlid Kandili vesilesiyle yapılan faaliyetlerin Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in hatırasının ve örnekliğinin geniş halk kitleleri ölçeğinde taze tutulmasına katkısı inkâr edilemez. Ancak hayat ve uygulama dini olan İslam’ın kuru mevlid merasimlerine indirgenmemesi gerekir.

Sonuç olarak Peygamber Efendimiz’in doğumunu yâd ederken yalnız mevlid okumak, ilahiler söylemek, mesajlarla birbirimizi tebrik etmek ve kandil simidi dağıtmakla yetinmeyip, Resûlullah (s.a.s)’ın hayat veren mesajlarını, yüksek ahlakını, faziletini, adalet ve doğruluğunu hatırlamak ve bunları yaşantımızda uygulama azmini daima diri tutmak olmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle muhterem Kayserili hemşerilerimin ve bütün müminlerin Mevlit Kandillerini tebrik eder, bu gecenin İslam Âleminin birlik ve beraberliğine, insanlığın hidayetine, ailelerimizin saadetine ve milletimizin huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.

                                                                                                                         Doç. Dr. Şahin GÜVEN

                                                                                                                                    İl Müftüsü